Günümüzün yoğun temposunda, aynı çatı altında yaşayan bireylerin birbirine yabancılaşması, daha az dinlemesi ve daha az görmesi oldukça sık karşılaştığımız bir durum. Çocukların ebeveynlerine karşı, bireylerin ise partnerlerine karşı bir fark edilme gayretini ve isteğini gözlemliyor; bu durumun arkasında postmodern dönemin uzantılarını bir neden olarak algılıyorum.
Peki, bu dijitalleşen ve bireyselleşen çağda aile içi iletişimi sağlıklı hale getirmek ya da güçlendirmek adına neler yapabiliriz? İşte rehber niteliğindeki 10 temel adım:
“Sen” Dili Yerine “Ben” Dilini Kullanın
Öncelikle “sen” dili yerine “ben” dilini kullanmalıyız. “Bana hiç değer vermiyorsun ve hep geç kalıyorsun” demek yerine, “Geç kaldığında kendimi değersiz hissediyorum ve endişeleniyorum” demeyi seçin. Suçlamak savunma yaratır, duyguları paylaşmak ise empatiyi besler.
Dinlemek İçin Dinleyin, Cevap Vermek İçin Değil
Karşınızdakini dinlemek için dinleyin, cevap vermek için değil. Çoğu insan karşısındakinin söylediklerine dikkat etmek yerine, o konuşurken kendi sözlerini hazırlıyor. Sözünü kesmeyin, göz teması kurun, duygularını anlamaya çalışın ve ona dinlendiğini hissettirin.
Her Gün Mutlaka “Ekran Detoksu” Yapın
Her gün mutlaka dijital detoks ya da ekran detoksu yapın. Bir saat belirleyin; akşam yemeklerinde ya da yatmadan önceki bir saatte gününüzün nasıl geçtiğini değerlendirin ya da eğlenceli soru-cevap oyunlarına yönelin.
Eleştirmeyi Bırakın, Takdir Edin
Eleştirmeyi bırakın, takdir edin. Sürekli eksikliklerin ya da hataların konuşulduğu bir evde kimse rahat edemez. Çocuklarınızın, eşinizin ya da aile bireylerinin olumlu davranışlarını, küçük çabalarını ve başarılarını görün. Ona teşekkür edin ya da onunla gurur duyduğunuzu söyleyin.
Ortak Karar Alma Mekanizması Kurun
Evle ya da hayatla ilgili basit kararlarda bile her aile bireyinin fikrini alın. Bu yaklaşım, onlara bu evde değerli oldukları düşüncesini aşılar ve aidiyet duygularını güçlendirir.
Geçmişi Değil, Şimdiyi Konuşun
Geçmişi değil, şimdiyi konuşun. Herhangi bir sorunda eski defterleri açmak yerine şu anki soruna odaklanın. Geride kalan hataları bugüne taşımak çözümü imkânsızlaştırır.
Kıyaslama Tuzağından Uzak Durun
Kıyaslama tuzağından uzak durun. Eşinizi ya da çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamak, aile içerisindeki aidiyet ve güven bağını zedeler. Her bireyin kendine özgü potansiyeli ve özellikleri vardır.
Hararet Yükseldiğinde Mola Verin
Hararet yükseldiğinde mola verin ve “Şu an ikimiz de öfkeliyiz, sakinleşince konuşalım” adımını atın. İletişime ara vermek ve taraflardan birinin ortam değiştirmesi, sonradan pişman olunacak söz ve davranışların yaşanmasının önüne geçer.
Bireysel Alanlara ve Sınırlara Saygı Gösterin
Aile olmak, herkesin tamamen birbirinin içine geçmesi demek değildir. Eşlerin de çocukların da bazen yalnız kalmaya ya da sessizliğe ihtiyacı olur. Birbirinizin kişisel alanlarına saygı duymak, bağları daha sağlıklı kılar.
Göz Teması ve Dokunmanın Gücünü Kullanın
İletişim sadece kelimelerden ibaret değildir. Eve girerken içten bir sarılma, konuşurken doğrudan gözlerinin içine bakma veya omzuna küçük bir dokunuş, kelimelerin yetersiz kaldığı anlarda “Seni görüyorum ve sana değer veriyorum” demenin en kısa yoludur.
Son Söz
Fark Edilmenin İlacı İlgidir
Sağlıklı bir aile yapısı, mükemmel ve hiç tartışmayan insanlardan oluşmaz. Önemli olan, postmodern çağın getirdiği o görünmez duvarları sevgi, saygı ve empatiyle yıkabilmektir. Bugün evinizde atacağınız küçük bir iletişim adımı, aile bireylerinizin “fark edilme” ihtiyacını karşılayacak ve yuvanızı gerçek bir sığınağa dönüştürecektir.